Yakışıklı ve Zengin Bir Adam
06 Kasım 2026 Cuma 19:53Altmış altı yaşımda, kendimden yirmi sekiz yaş küçük, yakışıklı ve oldukça zengin bir adama âşık olacağımı söyleseler yüzlerine gülerdim. Ama asıl inanamayacağım şey, o adamın bir sabah kapıma gelip elime bir anahtar bırakması ve “Sana gerçeği anlatırsam beni bir daha görmek istemeyeceksin,” demesiydi. Benim adım Süheyla. Otuz sekiz yıllık evliliğimin ardından eşimi kaybetmiş, hayatını tek başına sürdürmeye alışmış bir kadındım. İki yıl önce emekli olmuş, İzmir'deki küçük evimde sakin bir hayat kurmuştum.
Bir kızım vardı. Adı Belgin'di. Evliydi ve İstanbul'da yaşıyordu. Beni sık sık arar, yalnız kalmamam için yanına taşınmamı isterdi. Ama ben yıllarca yaşadığım mahalleden ayrılmak istemiyordum. Her şey bir salı sabahı başladı. Marketten dönerken kaldırımda ayağım takıldı. Elimdeki poşetler yere saçıldı. Tam düşeceğim sırada güçlü iki kol beni tuttu. “Dikkat edin, kendinizi incitecektiniz!” Başımı kaldırdığımda karşımda uzun boylu, koyu saçlı, mavi gözlü bir adam vardı. Üzerinde pahalı olduğu belli olan lacivert bir takım elbise bulunuyordu. Adının Baran olduğunu söyledi. Otuz sekiz yaşındaydı. Yakındaki büyük bir inşaat şirketinin sahibiydi.
Poşetlerimi toplamama yardım etti. Ardından beni evime kadar bırakmak istedi. İlk başta kabul etmedim. Ama dizimin ağrıdığını görünce ısrar etti. Kapımın önünde ayrılırken gülümsedi. “Bir kahvenizi içmeye gelebilir miyim?” Bu soruya şaşırmıştım. Genç bir adamın benimle neden ilgilendiğini anlayamıyordum. Yine de ertesi gün geldi. Sonra bir daha... Ve bir daha... Önceleri yalnızca sohbet ediyorduk. Bana seyahatlerinden, iş hayatından ve çocukluğundan bahsediyordu. Ben de ona gençliğimi, evliliğimi, gerçekleştiremediğim hayallerimi anlatıyordum. Bir akşam balkonumda çay içerken elimi tuttu. “Süheyla Hanım, size bir şey söylemek istiyorum.” Kalbim hızlandı. “Ben size âşık oldum.” Önce şaka yaptığını düşündüm. “Baran, ben altmış altı yaşındayım. Sen benim oğlum yaşındasın.”
“Biliyorum,” dedi. “Ama ben sizin yaşınıza değil, kalbinize âşık oldum.” O gece uyuyamadım. Kendimi yıllardır ilk kez güzel, değerli ve heyecanlı hissediyordum. Bir ay sonra birlikte dışarı çıkmaya başladık. Baran beni lüks restoranlara götürüyor, çiçekler gönderiyor, küçük sürprizler yapıyordu. Bir gün parmağıma pahalı bir yüzük takmak istedi. Kabul etmedim. “Ben senden para istemiyorum,” dedim. “Yalnızca dürüstlük istiyorum.” Yüzündeki gülümseme bir anlığına kayboldu. O zaman anlamalıydım. Çünkü Baran'ın benden sakladığı büyük bir sır vardı. Kızım Belgin ilişkimizi öğrendiğinde öfkelendi. “Anne, kendine gel! Bu adam senden ne istiyor? Senin yaşında bir kadınla neden birlikte olsun?” “Seni ilgilendirmez,” dedim. “Beni ilgilendirir! Sen benim annemsin!” Devamını okumak için Lütfen sonraki sayfaya geçiniz..
Müge Anlı, Sinan’ın mesajlarını utanarak okudu!
Hayırlı Evlat Dedikleri Bu Olsa Gerek :) Annesine vuran adama uçan tekme atan buzağı..










