Kayınvalidem ve kayınpederim,
01 Mart 2026 Pazar 00:07Ben, belediyede temizlik işçisi olan bir babanın tek kızıyım. Annemi küçük yaşta kaybettim, babam beni tek başına büyüttü. Onun emeği ve onuru sayesinde doktor oldum. Âşık oldum, evlenmeye karar verdim. Ama nişanlımın varlıklı ailesi, babamın mesleği yüzünden onu düğünde görmek istemedi. Asıl kırılma noktası ise nişanlımın buna verdiği tepki oldu. Şimdi başa dönelim. Benim adım Merve. Annemi üç yaşımdayken kanserden kaybettim. O günden sonra hayat, babam Kemal ve benden ibaretti. Küçük, rutubet kokan bir apartman dairesinde büyüdüm. Babam her sabah 04.30’da kalkar, belediyenin çöp kamyonuna binmek için evden sessizce çıkardı. Üzerine sinen koku yıllarca burnuma yerleşti: metal, egzoz ve alın teri. O koku bana utancı değil, fedakârlığı hatırlattı. Hiç zengin olmadık ama hiç eksik de kalmadım. Babam yeni mont almazdı ama benim okul gezisi paramı denkleştirirdi. Omuzları ağrırdı ama veli toplantılarında en önde otururdu. Bana hep şunu söylerdi: “İnsan işinden utanmaz kızım. Hırsızlık yapmadık ya.” Ben de onun emeğini izleyerek büyüdüm ve doktor oldum. Çünkü bir insanın başka bir insan için kendini feda etmesinin ne demek olduğunu evde görmüştüm. Emre’yle hastanede tanıştım. Sakin, ölçülü ve dikkatliydi. Babamın mesleğini anlattığımda yüzünde küçümseme aradım ama bulamadım. “Zor iştir,” dedi. “Ama onurludur.” O an kalbimde bir şey yer değiştirdi. Babamla tanıştığında mutfakta oturup saatlerce sohbet ettiler. Babam aylar sonra ilk kez bu kadar çok gülmüştü. O gece bana, “Sana iyi bakacak gibi,” dedi. Ben de öyle düşündüm. Evlenme teklif ettiğinde hiç tereddüt etmedim. Sorun ailesiydi. Emre’nin ailesi İstanbul’un seçkin çevrelerinde tanınan, büyük mağazalar zinciri olan varlıklı bir aileydi. Her şeyleri “itibar” üzerine kuruluydu. Annesi Lale Hanım ilk günden beri mesafeliydi ama ben bunun zamanla değişeceğini sandım. Düğün hazırlıkları başladığında organizasyon neredeyse bir davetten çok bir güç gösterisine dönüşmüştü. Boğaz manzaralı lüks bir salon, kristal avizeler, yüzlerce davetli… Konuşulan bütçeler dudak uçuklatıyordu. Bir akşam, tesadüfen duymamam gereken bir konuşmayı duydum. Lale Hanım’ın sesi keskin ve soğuktu: “Emre, kızın babasının düğünde ön planda olması uygun değil.” “Anne…” “Bak oğlum, misafirlerimizin çoğu iş dünyasından. Belediye işçisi olduğunu herkesin bilmesine gerek yok. Nikâhta çok görünmese daha iyi olur. Hatta mümkünse sade bir şekilde köşede dursa…” O an kalbim göğsüme sığmadı. Ellerim titredi. Babamın yıllarca sırtında taşıdığı yük, bir anda “ayıp” gibi konuşuluyordu. Ama asıl darbe Emre’nin cevabıydı. Sessizlik oldu. Uzun bir sessizlik. Nefesimi tuttum. Sonra Emre konuştu...
devamı sonraki sayfada...
Müge Anlı, Sinan’ın mesajlarını utanarak okudu!
Hayırlı Evlat Dedikleri Bu Olsa Gerek :) Annesine vuran adama uçan tekme atan buzağı..










