ACİL SERVİSTE 3 YAŞINDAKİ BİR KIZIN HAYATINI
16 Eylül 2026 Çarşamba 21:01“Baba… o kutuyu sana kimin gönderdiğini biliyorum.”
Nilsu’nun bu sözleri ağzından çıktığı anda elimde tuttuğum sararmış zarf yere düştü.
Bir süre ikimiz de konuşmadık.
Bahçeden arkadaşlarının kahkahaları geliyordu. Müzik çalıyordu. Birileri doğum günü pastasının ne zaman kesileceğini soruyordu.
Ama yatak odasının içinde zaman durmuş gibiydi.
Nilsu kapının önünde, yüzü bembeyaz halde bana bakıyordu.
Ben ise yatağın üzerine bıraktığım kutunun içindekileri anlamaya çalışıyordum.
Kutuda eski hastane belgeleri, birkaç fotoğraf ve üzerinde benim adımın yazdığı bir dosya vardı.
En üstteki fotoğrafı tekrar elime aldım.
Fotoğrafta Nilsu’nun kazada hayatını kaybettiğini bildiğim annesi vardı.
Yanında ise bendim.
Yaklaşık yirmi yıl önce çekilmişti.
Gençtim.
Üzerimde tıp fakültesinin beyaz önlüğü vardı.
Kadının omzuna kolumu atmış, kameraya gülümsüyordum.
Fotoğrafın arkasında ise tek bir cümle yazıyordu:
“Bazen bir insanı unutursun ama verdiğin söz seni unutmaz.”
Nilsu’ya baktım.
“Bu ne demek?”
Gözlerini kaçırdı.
“Nilsu, bana bak.”
Başını kaldırdı.
Gözlerinden yaşlar akıyordu.
“Baba, önce sakin olacağına söz verir misin?”
“Bana böyle bir kutu geldikten sonra nasıl sakin olmamı bekliyorsun?”
Sesimi yükseltmiştim.
Nilsu irkildi.
Hemen pişman oldum.
Yıllardır ona bir kez bile böyle bağırmamıştım.
Elimi yüzüme götürdüm.
“Özür dilerim. Sadece… ne olduğunu anlamıyorum.”
Nilsu yatağın kenarına oturdu.
Ben de karşısındaki sandalyeye geçtim. devamını okumak için Lütfen sonraki sayfaya geçiniz..
Müge Anlı, Sinan’ın mesajlarını utanarak okudu!
Hayırlı Evlat Dedikleri Bu Olsa Gerek :) Annesine vuran adama uçan tekme atan buzağı..










