KİLİTLİ DOLAP
“Ahmet, bana yazmamalısın. Annemle babam yaptığım şeyden seni korumak için soyadımızı değiştirdi ve seni buradan uzaklaştırdı, anlamıyor musun? Yine de bana ulaşmana sevindim. Böylece senden özür dileme şansım oldu. Sana daha iyi bir örnek olmalıydım Ahmet. Keşke zamanı geri alabilsem, sana daha iyi bir ağabey olurdum. — Selim” Ağabey mi? Ahmet bana her zaman tek çocuk olduğunu söylemişti. Başka bir mektup açtım. “Ahmet, Meryem’den haber aldım. Beni ziyarete geldi. Hamile. Buradan nasıl bir baba olabilirim bilmiyorum ama eğer o çocuk benim soyadımı taşıyarak dünyaya gelecekse, ona benim verdiğimden daha iyi bir hayatı hak ediyor. — Selim” O an parçalar yerine oturmaya başladı. Ahmet bir oğlunu saklamıyordu. Bir yeğenine gizlice yardım ediyordu. O sırada yüksek bir ses duyuldu. Çilingir kasayı açmıştı. İçinde eski gazete kupürleri, yıpranmış bir beyzbol eldiveni ve birkaç top vardı. Çilingir kupürlerden birini kaldırdı. “Vay! Bu adamı biliyorum!” dedi. Kupürde beyaz formayla sahada duran genç bir adam vardı. “Babam ondan hep bahsederdi,” dedi çilingir. “Bölgedeki en iyi atış koluna sahip olduğunu söylerdi. Tribünler dolarmış onu izlemek için. Sonra bir kazaya karışmış. Diğer sürücü ölmüş ve hapse girmiş. O günden sonra kimse ailesiyle konuşmamış.” Kupürdeki fotoğrafa baktım. Genç adamın yanında küçük bir çocuk vardı. O çocuk Ahmet’ti. Kutudan bir belge daha çıkardım. Bu bir isim değiştirme belgesiydi. Her şey o anda yerine oturdu. Kocam bir kadın düşkünü değildi. Ailesi, büyük oğullarının suçunun utancından kaçmak için soyadlarını değiştirip başka bir şehre taşınmıştı. Ahmet’i de yanlarında götürmüşlerdi. “Ne yazık,” dedi çilingir eşyalarını toplarken. “Bir kötü gece ve bütün hayatın bitiyor. Selim’in ailesi o olaydan sonra ortadan kaybolmuş. O da yıllar sonra hücresinde tek başına ölmüş.” Çilingiri gönderdim. Sonra koridorda saatlerce oturup o kutulardaki her kelimeyi okudum. Ahmet ağabeyini inkâr etmek zorunda kalmıştı. Ama yine de yeğenine gizlice yardım etmişti. Her şeyi sessizce yapmıştı. “Artık değil,” dedim kendi kendime. Meryem’in mektuplarından birindeki adresi kopyaladım. İki gün sonra arabaya binip o adrese gittim. Küçük ama düzenli bir evdi. Devamını okumak için Lütfen sonraki sayfaya geçiniz...
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2014 Şiir Dostları

