37 YILLIK EVLİLİĞİMİZİN ARDINDAN
'Çünkü Meral benim kız kardeşim.' Bir süre konuşamadım. 'Turgut, senin kız kardeşin yok.' 'Ben de elli dokuz yıl boyunca öyle sandım.' Meral gözlerini sildi. 'Babamız aynı kişi. Annelerimiz farklı.' Duyduklarımı anlamaya çalışıyordum. Kayınpederim Rauf Bey yıllar önce ölmüştü. Ailesine düşkün biri olarak tanıdığım adamın böyle bir sırrı olabileceğine inanamadım. 'Bunu ne zaman öğrendin?' diye sordum. 'Dört ay önce.' Dört aydır benden bir şey saklıyordu. 'Peki neden anlatmadın?' 'Seni nasıl karşılayacağını bilemediğim bir gerçekle üzmek istemedim.' 'Ama bana yalan söylemekten çekinmedin.' Cevap veremedi. Yakındaki küçük bir kafeye geçtik. Meral çantasından birkaç eski fotoğraf çıkardı. İlkinde genç bir kadın bebeğini kucağında tutuyordu. İkincisinde aynı kadın, genç Rauf Bey'le yan yana duruyordu. 'Annem babanızla yıllar önce tanışmış,' dedi Meral. 'İlişkileri bittiğinde hamile olduğunu öğrenmiş. Babama haber vermiş ama o, kurduğu ailesini kaybetmekten korkmuş. Annem beni tek başına büyütmüş.' 'Peki Turgut'u nasıl buldun?' 'Annem ölmeden önce sakladığı mektupları bana verdi. Babamın kimliğini biliyordum. Araştırarak ağabeyime ulaştım.' Turgut söze girdi. 'İlk başta inanmadım. Sonra mektupları gördüm. Kesinleşmesi için ikimiz de DNA testi yaptırmayı kabul ettik. Sonuç aynı babadan olduğumuzu destekledi.' Meral'in yüzünde Rauf Bey'i hatırlatan çizgiler vardı. Ama zihnimi asıl meşgul eden başka bir konuydu. 'Peki o mesaj?' dedim. Meral mahcup oldu. 'Önceki gece babamızın eski iş arkadaşlarından biriyle görüşmüştük. Bize fotoğraflar ve aile geçmişiyle ilgili bilgiler gösterdi. Saatlerce konuştuk. Turgut size henüz anlatamadığını söylemişti. Karısının bir şey fark edip etmediğini bu yüzden sordum. Mesajımın yanlış anlaşılabileceğini düşünmedim.' 'Gömleğindeki yabancı koku?' 'Görüştüğümüz adamın evinde ağır bir oda kokusu vardı,' dedi Turgut. 'Muhtemelen oradan sindi.' Meral de bunu doğruladı. 'Peki otel neden?' 'Annemin son mektuplarını getirdim. Buradaki kafede buluşacaktık. Otelde kalmıyoruz.' Anlatılanlar mantıklıydı. Fakat içimdeki kırgınlık dinmemişti. 'Meral'i dört ay önce tanıdın,' dedim Turgut'a. 'Peki iki yıldır benden neden uzaklaşıyorsun?' İkisi de sustu. Meral bizi yalnız bırakmak istediğini söyleyerek kalktı. Turgut kahve fincanına baktı. 'Bu başka bir mesele, Feray.' 'Öyleyse artık onu da konuşacağız.' Derin bir nefes aldı. 'İki yıl önce şirkette görevim değişti. İşimi kaybetmedim ama yetkilerim azaldı. Benden genç çalışanların yanında kendimi başarısız hissetmeye başladım. Zamanla uyku sorunları ve sürekli bir isteksizlik yaşadım.' 'Bana neden söylemedin?' 'Kendimden utanıyordum. Bir doktora gittim. Stresin etkili olabileceğini söyledi, psikolojik destek önerdi. Birkaç görüşmeden sonra bıraktım.' Gözlerim doldu. 'Ben her gece seni beklerken artık beni beğenmediğini düşündüm. Yeni bir gecelik aldım, sen yüzüme bile bakmadın.' 'Sorun sende değildi. Kendimi yetersiz hissediyordum. Sana yakın olmak istediğim zamanlarda bile geri çekildim. Bunu açıklayacak cesaretim yoktu.' 'Peki geç saatlerde neredeydin?' 'Bazı akşamlar işteydim. Bazen tek başıma yürüdüm, arabada oturdum. Son aylarda da Meral'le görüştüm. Eve gelip konuşmaktan kaçtım.' 'Bana söylemediğin başka biri ya da başka bir gerçek var mı?' 'Hayır. Ama hemen inanmamanı anlayabilirim.' İlk kez kendini savunmaya çalışmadan hatalarını kabul ediyordu. Yine de o gün onu affetmedim. Eve yalnız döndüm. Turgut geldiğinde salonda yatacağını söyledi. İtiraz etmedim. Ertesi sabah mutfak masasına bir kâğıt bıraktı. Üzerinde psikolojik danışmanlık için aldığı yeni randevunun tarihi vardı. 'Bu kez devam edeceğim,' dedi. 'Seni affetmeye zorlamak için değil, kendimle yüzleşmek için.' 'İyi,' dedim. 'Ama benim de zamana ihtiyacım var.' Sonraki günlerde birbirimize dikkatli davrandık. Turgut nereye gittiğini açıklıyor, sorularımı yanıtsız bırakmıyordu. Ben ise yıllardır kendi isteklerimi nasıl ertelediğimi düşünüyordum. Arkadaşlarımla seyahat etmekten vazgeçmiş, resim kursumu bırakmış, hayatımı büyük ölçüde onun düzenine göre kurmuştum. Bir hafta sonra Meral beni aradı. Yalnız görüşmeyi kabul ettim. Bir çay bahçesinde buluştuk. Bana annesini anlattı. Kızını tek başına büyüten, geçmişine rağmen ayakta kalmaya çalışan bir kadınmış. 'Annemin kararlarının hepsine katılmadım,' dedi. 'Ama ailemin gerçeğini öğrenmek istedim.' Çantasından mektupları çıkardı. Rauf Bey'in el yazısıyla yazılmış satırlarda Meral'in varlığından haberdar olduğu, ancak sorumluluk almaktan kaçındığı açıkça görülüyordu. 'Babanız ikinizden de önemli şeyler saklamış,' dedim. Meral başını salladı. 'Sizin evliliğinizi incitmek istemedim.' 'Bizim sorunlarımız sen gelmeden önce başlamıştı. Bunun sorumlusu sen değilsin.' O gün yakın arkadaş olmadık. Ama birbirimizin düşmanı olmadığımızı anladık. Eve döndüğümde Turgut'a mektupları gördüğümü söyledim. 'Babanın yaptıklarını değiştiremezsin. Ama onun gibi davranmamayı seçebilirsin.' 'Nasıl?' 'Gerçekleri saklamayarak. Korktuğunda konuşarak. Beni koruduğunu söyleyip hayatından uzaklaştırmayarak.' Başını salladı. Sonraki ay evlilik danışmanına birlikte gitmeye başladık. İlk görüşmeler kolay değildi. Ben kırgınlıklarımı anlatırken Turgut bazen susuyor, sonra kendini açıklamaya çalışıyordu. Zamanla ikimiz de önemli bir şey öğrendik. Ben susmayı fedakârlık sanmıştım. Turgut ise sorunlarını gizlemeyi ailesini korumak olarak görmüştü. Ancak birbirimizin hatalarını anlamak, onları görmezden gelmek anlamına gelmiyordu. Haftada bir akşam telefonlarımızı kapatıp konuşmaya başladık. Bazen geçmişteki güzel günleri hatırlıyor, bazen bizi inciten olayları ele alıyorduk. Ben resim kursuma yeniden başladım. Arkadaşlarımla kısa bir seyahate çıktım. Kendime ait bir hayatım olduğunu yeniden hatırladım. Turgut danışmanlık görüşmelerini sürdürdü. Meral'i çocuklarımıza anlattı. İkisi de şaşırdı. Kızımız dedesini nasıl hatırlaması gerektiğini sordu. Turgut, 'Onun güzel yanlarını sevebilir, yaptığı yanlışı da yanlış bulabiliriz,' dedi. Meral zamanla aile toplantılarımıza katılmaya başladı. Herkesin alışması zaman aldı ama kimse zorlanmadı. Üç ay sonra bir cumartesi sabahı Turgut mutfağa elinde küçük bir zarfla geldi. İçinden iki kişilik otel rezervasyonu çıktı. 'Hani bizim yaşımızda otel olmazdı?' diye sordum. Mahcup bir gülümsemeyle başını eğdi. 'O sözümle seni incittiğimi biliyorum. Bu yolculuk her şeyi düzeltmeyecek. Ama senin isteğini artık küçümsemek istemiyorum.' Rezervasyona baktım. 'Gidelim,' dedim. 'Ama beni eski Feray'a döndürmeye çalışma. Ben değiştim.' 'Ben de eski Turgut olarak kalmak istemiyorum.' O hafta sonu küçük bir sahil kasabasına gittik. Akşam yemeğinden sonra deniz kenarında yürüdük. Geçmişi geri getirmeye çalışmadık. Daha dürüst bir gelecek hakkında konuştuk. 'Babamın sırlarını öğrenince onun gibi olmaktan korktum,' dedi Turgut. 'Peki şimdi?' 'Onun seçimlerinden sorumlu olmadığımı, ama kendi seçimlerimin sorumluluğunu taşımam gerektiğini anladım.' Elini tuttum. 'Ben de senin bana gösterdiğin ilgiyi kendi değerimin ölçüsü saymamayı öğrendim.' Altı ay sonra evliliğimiz kusursuz değildi. Bazen tartışıyor, bazen eski alışkanlıklarımıza dönmemek için çabalıyorduk. Fakat artık sessizliği birbirimizi cezalandırmak için kullanmıyorduk. Bir akşam mutfakta yemek hazırlarken Turgut arkama geçti ve yıllar önceki gibi kollarını belime doladı. 'Bunu özlemişim,' dedim. 'Ben de,' diye fısıldadı. Gülümsedim. Artık kendimi değerli hissetmek için o sarılmaya muhtaç değildim. Ama onu yeniden içtenlikle karşılayabiliyordum. Kırmızı paltolu kadını gördüğüm gün yalnızca kocamın aile sırrını öğrenmemiştim. Otuz yedi yıl boyunca yavaş yavaş kaybettiğim kendi sesimi de bulmuştum. Turgut'la kalmayı seçtim. Yalnız kalmaktan korktuğum için değil, değişmek için gösterdiği çabayı gördüğüm ve birlikte yeniden bir hayat kurmak istediğim için. Artık biliyordum ki evliliği yaşatan yalnızca geçmişte birbirini sevmiş olmak değildi. Bugün de birbirini dürüstçe dinlemek, görmek ve özgür iradeyle yeniden seçebilmekti. O gece mutfağın ışığını kapatırken Turgut elini uzattı. Bu kez elini tutup tutmamaya ben karar verdim. Ve gülümseyerek tuttum.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2014 Şiir Dostları

