OLÜMCÜL HASTALIĞA YAKALANAN KIZIM
Kutunun üzerindeki küçük kartı titreyen ellerimle çevirdim.
Gönderen kısmında tek bir isim yazıyordu:
“Murat Yıldırım.”
Boğazım düğümlendi.
Bu isim bana hiçbir şey ifade etmiyordu.
Babamın adı Hasan’dı. Elif’in babası ise kızım doğmadan önce bizi terk etmişti ve adı Murat değildi. Kartın altında ise kısa bir not vardı.
“Lütfen bu hediyeyi Elif’in yanında açın. Umarım ona birkaç güzel an daha yaşatabiliriz.”
Şaşkınlıkla otel müdürüne baktım.
“Bu kişi kim? Bizi nereden tanıyor?” diye sordum.
Müdür derin bir nefes aldı.
“Hanımefendi, aslında bunu anlatmam yasaktı. Ama kutuyu teslim etmem özellikle rica edildi. Size zarar verecek hiçbir şey yok. Tam tersine… Bu tatil boyunca bütün masraflarınız gizlice ödendi.”
Ne dediğini anlayamamıştım.
“Nasıl yani? Bu tatili babamın birikimleriyle yaptık.”
Müdür başını iki yana salladı.
“Rezervasyon yapılırken ödemeniz alınmıştı. Fakat birkaç saat sonra biri bizi aradı ve bütün ücretinizi iade etmemizi istedi. Konaklamanız, yemekleriniz ve hatta dönüş biletleriniz bile o kişi tarafından yeniden satın alındı.”
Gözlerim doldu.
“Kim yaptı bunu?”
“Size yalnızca adını söylememe izin verildi. Murat Bey, gerisini uygun görürse kendisi anlatacak.”
Kutunun içini açtığımda gözyaşlarımı tutamadım.
İçinde deniz kabuklarından yapılmış küçük bir müzik kutusu vardı.
Kapağını kaldırınca yumuşak bir melodi çalmaya başladı.
Kutunun altına yerleştirilmiş başka bir zarf daha vardı.
Bu kez mektup uzundu.
“Sevgili Elif,
Ben seni hiç tanımıyorum. Ama hikâyeni birkaç hafta önce hastanede çalışan bir arkadaşım sayesinde öğrendim.
Çocukluğumda ben de ölümcül bir hastalık geçirdim. Doktorlar yaşamamın mucize olduğunu söylemişti. O günlerde benim de en büyük hayalim denizi görmekti. Ailem bunu gerçekleştirecek imkâna sahip değildi.
Yıllar sonra iyileştim, çalıştım ve kendi şirketimi kurdum. Kendime bir söz vermiştim: Eğer bir gün imkânım olursa, benim yaşayamadığım mutluluğu başka çocuklara yaşatacaktım.
Bu yüzden bu tatili size hediye etmek istedim. Lütfen bunu bir yardım olarak değil, yıllar önce bana uzatılmasını istediğim ama hiç uzatılamayan bir el olarak görün.
Umarım Elif’in yüzündeki gülümsemeye küçücük de olsa katkım olur.
Sevgiyle… Murat.”
Mektubu bitirdiğimde odada sessizlik vardı.
Babam gözlerini siliyordu.
Elif ise müzik kutusunu kucağına almış, melodiyi dinliyordu.
“Dede,” dedi gülümseyerek, “Bence bu amca çok iyi biri.”
Babam başını salladı.
“Evet kızım. Dünyada hâlâ iyi insanlar var.”
Ertesi gün otel müdürü bize bir sürpriz daha olduğunu söyledi.
Murat Bey, denize açılan küçük bir tekne turu da ayarlamıştı.
Elif can yeleğini giydiğinde heyecandan yerinde duramıyordu.
Martıları izledi, yunusları gördü ve hayatında ilk kez ufkun sonsuzluğuna baktı. Devamını okumak için Lütfen sonraki sayfaya geçiniz..
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2014 Şiir Dostları

