• Güncel
  • Sağlık Faydalı Bilgiler
  • MAGAZİN
  • Hikayeler Fıkralar
  • Meteoroloji,Hava Durumu
Şiir Dostları06 Mart 2026
  • ANA SAYFA
  • SON DAKİKA
  • KATEGORİLER
  • İstanbul8°C▼
  • Ankara2°C

EN YAKIN ARKADAŞIMIN OĞLUNU BÜYÜTTÜM

  • Önceki
  • 1 / 2
  • Sonraki
En yakın arkadaşımın oğlunu büyüttüm galerisi resim 1

En yakın arkadaşım öldükten sonra onun oğlunu ben büyüttüm. Büyürken hiç sahip olamadığım sevgiyi ona verdim. 12 yıl boyunca mükemmel bir aileydik. Ta ki bir gece, eşim panikle beni uyandırıp oğlumuzun bizden sakladığı bir şey bulduğunu söyleyene kadar. Ne olduğunu gördüğümde, gözyaşları içinde donup kaldım. Benim adım Emre. 38 yaşındayım ve çocukluğum filmlerde gördüğünüz gibi değildi. Yetimhanede büyüdüm… soğuk, yalnız ve unutulmuş bir yerde. Ama o yeri katlanılır kılan bir kişi vardı: en yakın arkadaşım Zehra. Kan bağıyla kardeşim değildi ama sahip olduğum tek aile oydu. Her şeyi paylaşırdık: mutfaktan gizlice çaldığımız kurabiyeleri, geceleri karanlıkta fısıldadığımız korkuları, bir gün oradan kurtulup kuracağımız hayatların hayalini… 18 yaşına gelip kurumdan ayrıldığımız gün, elimizde eski çantalarımızla merdivenlerde dururken Zehra gözleri dolu dolu bana dönmüştü. “Ne olursa olsun Emre,” demişti elimi sıkarak, “biz hep aile kalacağız. Söz ver.” “Söz,” demiştim. Ve bunu tüm kalbimle söylemiştim. Yıllarca o sözü tuttuk. Farklı şehirlere savrulsak da, telefonlar kısalsa da birbirimizi hiç kaybetmedik. Zehra garson oldu. Ben işten işe sürüklendikten sonra ikinci el bir kitapçıda düzenli iş buldum. Birlikte hayatta kalmış insanların bağını taşıyorduk. Zehra hamile kaldığında beni aradı. Sevinçten ağlıyordu. “Emre, bebeğim olacak. Amca oluyorsun!” Efe’yi ilk kucağıma aldığım anı hiç unutamam. Saatler önce doğmuştu. Küçücük yumrukları buruşuktu, saçları simsiyah, gözleri henüz odaklanmayı bile bilmiyordu. Zehra hem bitkin hem ışıl ışıldı. Onu bana uzattığında içimde bir şey kırılıp açıldı. Efe’yi yalnız büyüttüğünü biliyordum. Babasından hiç bahsetmezdi. Sorduğumda gözleri uzaklara dalar, “Karmaşık… Bir gün anlatırım,” derdi. Üstelemezdim. Zehra hayatta yeterince acı yaşamıştı. Ben de aile ne yaparsa onu yaptım… Yanında oldum. Alt değiştirdim, gece beslemelerine yardım ettim, maaşı yetmediğinde alışveriş getirdim. O çok yorgunken Efe’ye masal okudum. Efe’nin ilk adımlarında, ilk kelimelerinde, ilk her şeyinde oradaydım. Ama kader söz dinlemez. 12 yıl önce, 26 yaşındayken, gece 23:43’te telefonum çaldı. Hastanedendi. “Kaza oldu,” dediler. Dünya durdu. Zehra gitmişti. Yağmurlu bir yolda, bir anda… Veda bile edemeden. Geride iki yaşında bir çocuk bırakmıştı. Efe’nin babası yoktu. Büyükannesi, dedesi yoktu. Kimse yoktu. Sadece ben. Gece boyunca arabayla yanına gittim. Hastane odasında, büyük gelen pijamalarıyla yatağın kenarında oturuyordu. Elinde peluş tavşanı vardı. Beni görünce boynuma sarıldı. “Emre amca… Anne… gitme…” “Seni bırakmam,” dedim. “Söz veriyorum.” Sosyal hizmetler koruyucu aileden bahsetmeye başladı ama sözlerini kestim. “Ben ailesiyim. Gerekli ne varsa yaparım.” Aylar süren işlemlerden sonra Efe’yi evlat edindim. Bir gecede baba oldum. Korkuyordum. Yas tutuyordum. Ama doğru şeyi yaptığımı biliyordum. Sonraki 12 yıl okul servisleri, beslenme çantaları, masallar ve diz yaralanmalarıyla geçti. Efe benim dünyam oldu. Sessiz bir çocuktu. Yaşından olgun. Tavşanı “Pamuk”u hiç bırakmazdı. Hayat böyle devam ederken üç yıl önce Elif hayatımıza girdi. Kitapçıya geldiği günü hatırlıyorum. Çocuk kitapları taşıyordu. Gülümsediğinde içim ısındı. “Bir oğlunuz mu var?” diye sordu. “Evet. Dokuz yaşında. Sadece biz ikimiz.” Çoğu insan bu noktada geri adım atardı. Ama Elif sadece gülümsedi. Devamını okumak için Lütfen sonraki sayfaya geçiniz..

  • Geri
  • Ana Sayfa
  • Normal Görünüm
  • © 2014 Şiir Dostları